tek kelime etmez, iyi ya da kötü.. ne olduğunu, bittiğini kestiremezsin.
gözlerine bakarsın, gözleri sana değil boşluğa takılı kalmıştır,
boşlukta halen birileri vardır, senin asla göremediğin ve göremeyeceğin.
o boşluğa dalıp gitmiştir, vurgunu çoktan yemiştir. o diptedir. her gün
yaşanmışlıklarla yüzleşmektedir. sen sığlarında yüzmeye çabalarken, o
çoktan vurgunda boğulmuştur. sen onun denize baktığını düşünürsün
saatlerce, o halen mavide hayal eder bir şeyleri delice. sakın anlam
verme bu deliliğe..
ve susar seni de boğmamak için susar. boğulup boğulmayacağın bile meçhuldür. anladım, en güzel şarkının ismidir. o yüzden demiş ya onu yani beni anlama.. susar.. bu yüzden anlatmaz. çünkü, anlatmak için yaşamamıştır bazı şeyleri. bazı şeyler anlatılmaz yazılır o da bir ihtimal, cesaret ede
bilirse, yerse..
bu yıl bisikletle narin memleketimizin kuzey doğusunu gezmeye karar verdik . . kadim dostum berk ve beraberinde .. efendime söyliyeyim iki hafta gibi bir zamanda , trabzon , rize ve artvin illerinde , kafa dinleyebileceğimiz , doğa ile kucaklaşabileceğimiz bölgeleri gezmeye , görmeye niyetlendik. fakat ,yol ve hava şartları sandığımızdan daha zorlayıcı çıktı .
perşembenin gelişi , çarşambadan belli olurmuş misali .. ilk olarak internet üzerinden otobüs baktık . karadeniz bölgesine giden firmalar belli ama seçimler doğru yapılmadığı takdirde yolculuk tatsız bir sürece girebiliyor . bu konuya daha sonra değinelim . bilet araştırmasına başladık ve berk ne oldu , ne bitti anlamadan 'şak' diye biletleri sanal ortamdan kestirdi . ertesi gün firmanın ofisinden de gidip biletleri aldı . pazar akşamı yola çıkıyoruz . . daha bir haftamız var ! hazırlıklar yapıldı , bisikletlerin bakımları yapıldı ( bisikletiniz ne kadar bakımlı olursa olsun , bu sorun yaşamayacağınız anlamına gelmez . bu turda bunu öğrendik . ) o gün geldi çattı ve berk ile havaalanı kavşağında ( eski florya kavşağı ) buluşarak yola koyulduk . otobüs terminaline E-5 üzerinden gittiğimiz için vızır vızır arabalardan ödüm bokuma karıştı diyebilirim . aynı güzergahtan gideceklere metro hattını tavsiye ederim . (bir jeton ekstra bisiklet için .) terminale vardığımızda , kafamızda bir soru işareti vardı . ulusoy firmasına hem yazılı , hem telefonla yaptığımız görüşmeler sonucunda , kesinlikle bisiklet almadıklarını , otobüs bagajlarının çok dolu olduğunu söylediler. fakat oraya vardığımızda bizi bal kaymakla karşıladılar . boşuna stres yaşamışız . sorunsuz şekilde bagaj ve bisikletleri yükledik . koltuklara kurulup , sevinçle yumruklarımızı bir birine tokuşturarak kutlama yaptık . boğaz köprüsünü geçtik . firmanın yolcu alacağı bir garaja girdik . 20 dakika mola . . çay içtik , cigara sardık . .sonra otobüse döndük , ki bir baktık bizim yerimizde bir çift oturuyor . diyalogları tahmin ediyorsunuzdur .. fakat çiftin elindeki bilet ile bizim biletler aynı .. saatler aynı , koltuk numaraları aynı , sefer sayıları aynı .. indik yazı işlerine gittik .. diyalogları tahmin ediyorsunuzdur . sizce ne olmuş olabilir ?
meğer bizim bilet bir önceki günün biletiymiş . tarihe bakmayı akıl edememek nasıl bir akıllıksa .. neyse efendim .. otobüsteki boş kontejyanlara yerleşip direkten dönen tur maceramız böylelikle yeniden başlamış oldu . biletler yandığından gidişimiz çift tarifeden oldu ve otobüste gece boyu bunun geyiğini yaptık ..
trabzon garajına sabah saatlerinde indik . önce şehir merkezine gittik .. alış veriş için .. ufak tefek ihtiyaçlar .. sonra ilk rota olan maçka yoluna girdik . bu yol çok ama çok şaşırtmacalı bir yol olarak hafızam da yer etti . yani yol sanki iniş gibi duruyor bisikletin üzerinden bakılınca. fakat bisiklet gitmiyor .. gidiyor da geri gidiyor .. "berk" dedim , " acaba bende mi bir sorun var , benim bisiklet gitmiyor ? " sonra yokuş çıktığımızı söyleyince " hay allah " dedim içimden ve ilk karşılaştığımız karayolu tüneli olan maçka tüneline geldik .
tünel girişinde biraz soluklandık .. daha sonra yola devam ettik ve tünel çıkışından 3-5 km sonra , bir kaç fotoğraf çekip , maçka merkeze vardık . tekrar genel alış veriş yaptık . ( temel gıda , meyve , sebze vs.. )
maçka sonrasında , sumela yoluna girince bir "oh bee " çektik fakat bu 'oh' , fazla uzun sürmedi .. yol üzerinde bu köprüde mola verdik .. cigara sardık . . mübarek ay olduğundan bira içmedik .. buranın halkı pek dindar (!) , köprü üzerinde takılırken yanımıza kartal marka , kırmızı renk , her an dökülecek gibi duran bir araba yanaştı ve cam aralığından dışarı uzanan bir kafa , elinde su şişesi olan berk'e şu soruyu sordu :
- ooriçç tutmayy mussun ?
dakika 1 , gol 1 ..
bu yöre insanı ile ilk dialogumuz oldu ve bundan sonrasında , bu tür dialoglardan uzak durma kararı aldık ..
maçka yolu zor demiştik , fakat 17 km lik sumela yolu daha zor . aradaki tek fark , manzara ve doğa harika olduğundan ne kadar yukarı çıktığınızı pek fark edemiyorsunuz . daha ilk gün ve pedallar iyi dönüyor . .
Ziganalar’ın bir tepesinin yamacına kurulmuş olan Meryema ana yolu nefis bir doğaya sahip , yolun kenarısından trabzobzondan denize dökülen , değirmen derenin kollarından biri akıyor . yem yeşil bir kanyon .. akşama doğru güzel güneş sislerin ardında kalıyor ve neredeyse gece karanlığına doğru son noktaya varıyoruz . . tahmin ettiğimizden daha geç vardığımız için , karanlık ve sis içinde pek bir şey göremeden kamp kuracak yer araştırıyoruz . ve orman için de , akar su kenarında harika bir yer bulup çadırları kurduk .. küçük bir mutfak oluşturup yemek hazırladık . yemekten sonra kahvelerimiz eşliğinde günün değerlendirmesini yaptık ve acaba nasıl bir yerdeyiz diye fikir yürüttük . . zifiri karanlık , ve çoşkulu bir orman içinde olduğumuzu tahmin edebiliyorduk .
uyku vakti .. çadırlarımıza girip uyku tulumlarına dolandık .. çoşkulu bir akar suyun sesi bütün geceyi kapladı ve ondan başka hiç bir sesi duyamaz olduk .. bu bir süre sonra tedirginlik yaratmaya başladı . gece ilerledikçe su sesinin aslında ne kadar baskın olduğunu farkettik .. tek korkumuz elbette hayvanlar .. mesela ayı !
serin gece boyunca tuhaf rüyalarca uyandırıldım , tekrar uyudum .. hava aydınlana kadar çişimi tuttum .. bir uyandım .. bir uyudum ..
bir uyandım , bir uyudum . .
olumsuz heyecan , bir seviyeye kadar kişiyi tehlikelerden korur..